w Bir porsiyon mutluluk ;): Ağustos 2010

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Uyuyamamak

Selamlar,

Ne kadar sinir bozucu bir şey hafif esinti ile yatağına uzandığın halde uykuya dalamamak. Bir de bu yetmiyormuş gibi 6 yıllık kötü bilgisayarın işlemci fanının gürültüsü, her gün beni katil eden sivrisinekler, yatağımda uzandığım yerin gid gide ısınmasından dolayı hareket etmek zorunda kalmam üst üste geliyor. Neyse ki ruhun gıdası müzik biraz sakinleşmemi sağlıyor. İlk defa şöyle rahat rahat 5 günlük bir deniz sefası yaptım :D. Çocukluk arkadaşlarımla Kuşadasının o cennet gibi olan Milli Park yakınlarındaki Güzelçamlı'da mütevazı bir otelde kaldım. Tatili güzelleştiren, ne olduğunuz mekan ne de cebinizdeki para, tatili tatil yapan yanınızda kimlerin olduğudur. Bunu bir kez daha anladım. Aslında bu sadece tatil içinde geçerli değildir. İş olsun, ev olsun yada okul olsun hiç fark etmez. Etrafımızdakiler değerli kılar ortamı. O yüzden kuzenime ve 15 seneden fazladır arkadaş olduğum Barış ve İlyas'a teşekkür ediyorum bu tatil için.

Yazımın devamında ise bir kitaptan bahsedeceğim. Forbes Cinayetleri adlı bu kitap bir çırpıda okunacak türden bir roman. Hem sayfa hem de konu itibariyle rahat rahat bitirilebilecek bir roman olmasından dolayı pek kitap okumayanların bile seveceğini söyleyebilirim. Kitapta sevdiğim şey ise, ana karakterin kendine olan dürüstlüğü ve gerçekciliğiydi. 6 kişinin katili olsa dahi bu dürüstlük ve gerçeklik beni, kendisine karşı bir sempati duymamı sağladı. Ayrıca tüm hikayenin İzmir'de geçmesi, kitaba daha bir sıcak bakmamı sağladı. Hele ki cinayet çocukluğumun geçtiği ve hala evimizin olduğu Buca semtinde gerçekleşmesi kitaba olan ilgimi daha çok arttırmıştı. Kitap konusu açılmışken Grange'nin son kitabı olan Ölü Ruhlar Ormanı adlı kitabı malesef yarıda bıraktım. Çok sinirlerim bozuldu kitabın yarıda kalmasına. Neden yarıda bıraktığıma gelecek olursam, kitabı orginal almama rağmen basım hatası çıktı, 16 sayfa basılmamış. Bu yüzden de hemen satın alma fişini aradım. Fakat hemen hemen her alışverişimin fişini tutmama rağmen bu fişi bulamadım. Artık okul açıldığında bir arkadaşımdan kitabı bulup okuyamadığım sayfaları okucam.

Haydi kalın sağlıcakla :D.

8 Ağustos 2010 Pazar

Dejavu

Selamlar,

Ne zamandır yazmıyorum, yazamıyorum. O kadar sıcak ki hava (doğal klimalı evimize rağmen) insanın tembellikten başka yapacak hiçbir şey yok hissine kapılmamak elde değil. Ayrıca Ankara'da yaz ayında ne yazabilir ki insan :/.
Her neyse yazının konusuna döneyim. Dejavu, Fransızca kökenli bir kelime olması itibariyle gayet hoş bir telaffuzu var. Türkçe anlamı ise "daha önceden görmek" anlamına denk gelir. Kelimenin söyleniş tarzı nedense bende esrarengiz bir hava yaratıyor. Ama dejavu kelimesini bu sefer, tekrar alma ihtiyacı duyduğum için nalet ettiğim Asp.Net dersi için kullanıyorum. Yaklaşık olarak 8 ay önce proje stresinden 2 hafta boyunca çıkamadığım bir dersi tekrar almayı istediğime inanamaz oldum. İnsan bazen kendine düşünmeden zarar verebiliyormuş. Bunun yanı sıra çok sevgili Selçuk hocamınızın son dakka golüne de maruz kalınca işler iyice karıştı. Bunun nedeni ise tam projemi kafamda tasarladım her şey tamam derken, hocamızın çıkıpta "Herkes aynı projeyi yapacak kriterlerimde bunlar" diye bir duyuruda bulunması tüm psikolojimi alt üst etti. Daha önceden 2 hafta da zar zor bir şeyler yaptığım projelerin yanında bu proje için sadece 5 günüm vardı. Zaten ilk gün son dakika yediğim bu golün psikolojisinden kurtulmak için kullandım. Diğer 2 günde ise kontrolsüz çalışmalarımın sonuç vermemesi ile psikolojimin daha kötüye gitmesi ile geçti. Böylece son gün olan Pazar günene girdim. İyi kötü hazırlıyorum şuan da projeyi, iyi de gidiyor sayılır. Bir kaç süsleme ile de tamamlamış olurum. Neyse ben projemin başına döneyim :D. Size bol eğlenceli günler diliyorum.

Haydi kalın sağlıcakla :D