w Bir porsiyon mutluluk ;): 2010

14 Aralık 2010 Salı

Kar, çocukluğumun beyaz düşü

Selamlar,

Önceki gece o kadar mutlu uyudum ki tahmin edemezsiniz :D. Harika bir 3 saatti. Unutamayacağım kadar hisli geçti o 3 saat. "Ne oldu?" diye soracak olursanız aslında belki de size göre hiç bir şey olmamış gibi gelebilir :D. Gece saat 12 sularında evde sakin sakin otuyordum. Ev arkadaşım Hasan'ın "Ben dışarıya çıkıyorum. Kar yağıyormuş" demesine pek aldırış etmedim. Evde o sakin havayı korumak istedim nedense. Hasan'ın eve dönüşü ve o heyecanını görünce "Acaba ben de mi çıksaydım?" düşüncesi aklımı başımdan aldı. Bu düşünce ile durmaya 10 dakika dayanabildim. Bu sefer dışarıya çıkma teklifini ben sundum Hasan'a.

26 Kasım 2010 Cuma

Garip bir sevda Ankara

Selamlar,

Yavaş yavaş okulun bitimine doğru ilerliyorum, tabi bitirebilirsem :D. Geçmiş yıllara baktığımda kendimi hiçte 4 yıldır Ankara'da gibi hissetmiyorum. Sanki hep buradaydım. Burada doğdum, burada büyüdüm, burada öğrendim herşeyi. Sanki kendimi bildim bileli annem ve babam İzmir'de yaşıyor, tatil için gidiyorum sadece İzmir'e. İzmir ile ilgili hangi anı varsa aklımda hepsi bu tatil zamanlarından kalma.
Garip bir duygu gerçekten. İzmir'e gidince kendimi bir başka hissediyorum artık. Daha sade, daha basit. Rahatsız ediyor bu hisler beni. Ankara'da ise bambaşkayım daha otobüse biner binmez ruh halim değişiyor. Düşüncelerim hızlanıyor. Anlayamadığım bir sevgi duymaya başlamışım Ankara'ya. Bunda herkesin payı var tabi. Evimin de, bilgisayarımın da, arkadaşlarımın da hatta sevmediklerimin bile payı var. Bakalım iş hayatına atıldığımda nerelere gideceğim, nerelere böyle bir  bağlılık böyle bir sevgi duyacağım. Hem düşünüyor, hem seviniyor, hem de üzülüyorum bu duruma. Ama olması gerekende bu diye düşünüyorum. Böyle güzel anlar, böyle güzel arkadaşlıklar kurmasaydım nasıl hissedebilirdim bunları.

Haydi sağlıcakla kalın :D

18 Ekim 2010 Pazartesi

Bir öğrencinin son direnişleri

Selamlar,

İnsanın yazası gidince fena gidiyormuş be. Kaç aydır bloga giriyorum öylece bakınıyorum. Yeni kayıt sayfasını kaç defa açtım bilmiyorum, hep ucundan geri döndüm. Neyse bu yazıyı yazmama staj raporum vesile oldu. Kendisini yazmaya daha başlamadan bana ilham verdi . Geldik 4. sınıfa ve geldik mesleğin agu-lama dönemine. Stajımı bir meslek lisesinde yapıyorum. 11. sınıflara Açık Kaynak Sistemleri dersini vermeye başladım. Normalde bu dönem sadece gözlem yapacaktık ama Meslek Liseleri'nin azizliğine en önce ben uğradım. Daha ilk haftadan hoca dersi bana yıktı. Gerekçesi ise çok manidardı;

- Daha önce bu derse hiç girmedim. Sen bu dersi almış mıydın?
- Evet Hocam. 3. sınıfta almıştım.
- Çocuklarla tanıştın mı?
- Hayır.
- Bi tanış bakayım.
Tanışma gerçekleşir.
- Sen derse bir giriş yap. Ben geliyorum.

Tahmin edersiniz ki gidiş o gidiş. Ne yapacağımı bilmez bir halde sınıfla baş başa kaldım. Hep çok heyecanlanacağımı zannederken aslında gayet kısa sürdü bu heyecan. Basit bir giriş ve Açık Kaynak Sistemleri'nin ortaya çıkma hikayesini anlatarak toparladım dersi. İlk haftayı beklediğimden çok daha güzel bir şekilde atlatmıştım. Diğer hafta ise çok değerli hocamız dolap toplama bahanesiyle dersi tekrar bana bıraktı. Bu sefer geçen haftanın kısa bir tekrarını yaptım ve Pardus işletim sistemine kısa bir girişle dersi sürdürdüm. Bu dersi de böylece atlattım. Dersi yarım saat önceden bitirdim ve öğrencilerle biraz sohbet etmek istedim.
Öğrencilerin serzenişleri başladı ve okul hakkındaki birkaç fikrim netleşmeye başladı. Sadece benim hocam mı bilemedim ama genel olarak bana yıkıldı ders. Hocanın mazereti olan "daha önce hiç bu dersi vermedim" açıklaması ise "zaten eğer her yıl böyleyse nasıl verebilirsin" dedirtti bana. Neyse öğretmenler bile dersleri bu kadar sallamıyorken öğrencilere bir stajyer öğretmen olarak nasıl bu derslerin öneminden bahsedebilirim daha çözmüş değilim. Allahtan çok kalabalık ve çok yaramaz bir sınıfta değilim. Biraz rahat tutarak beni dinlemelerini sağlayabiliyorum. Ama bu durumda aklıma Mustafa Kemal'in bir sözü geliyor "Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır". Yeni nesil ile ilgili ne kadar şikayetimiz var ise bunun biraz sorumlusu da kesinlikle öğretmenlerdir.
Staj yüzünden de öğrenci psikolojisinden iyice uzaklaşmaya başladım. Zaten bu dönem topu topu 4 dersim var. En çabuk bu yılım geçicek sanırım. Büyük bir bilinmezlik var önümde ama büyük de bir heyecan duymuyor değilim :D.

Her ne olursa olsun haydi sağlıcakla kalın :D

Not: Sakın yanlış anlaşılma olmasın, belli bir genelleme yapmıyorum. Sadece staj konusunda görevli olan öğretmenlerin bu konudaki istismarlarından biraz bahsetmek istedim. Mesleğe alışma bakımından sınıfın en uygun zamanda stajerlere bırakılmasından yanayım. Ayrıca hiç gözlem yapmadan sınıfı deneyimi olmayan stajyerlere bırakılması öğrenciler içinde bir dezavantajdır.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Uyuyamamak

Selamlar,

Ne kadar sinir bozucu bir şey hafif esinti ile yatağına uzandığın halde uykuya dalamamak. Bir de bu yetmiyormuş gibi 6 yıllık kötü bilgisayarın işlemci fanının gürültüsü, her gün beni katil eden sivrisinekler, yatağımda uzandığım yerin gid gide ısınmasından dolayı hareket etmek zorunda kalmam üst üste geliyor. Neyse ki ruhun gıdası müzik biraz sakinleşmemi sağlıyor. İlk defa şöyle rahat rahat 5 günlük bir deniz sefası yaptım :D. Çocukluk arkadaşlarımla Kuşadasının o cennet gibi olan Milli Park yakınlarındaki Güzelçamlı'da mütevazı bir otelde kaldım. Tatili güzelleştiren, ne olduğunuz mekan ne de cebinizdeki para, tatili tatil yapan yanınızda kimlerin olduğudur. Bunu bir kez daha anladım. Aslında bu sadece tatil içinde geçerli değildir. İş olsun, ev olsun yada okul olsun hiç fark etmez. Etrafımızdakiler değerli kılar ortamı. O yüzden kuzenime ve 15 seneden fazladır arkadaş olduğum Barış ve İlyas'a teşekkür ediyorum bu tatil için.

Yazımın devamında ise bir kitaptan bahsedeceğim. Forbes Cinayetleri adlı bu kitap bir çırpıda okunacak türden bir roman. Hem sayfa hem de konu itibariyle rahat rahat bitirilebilecek bir roman olmasından dolayı pek kitap okumayanların bile seveceğini söyleyebilirim. Kitapta sevdiğim şey ise, ana karakterin kendine olan dürüstlüğü ve gerçekciliğiydi. 6 kişinin katili olsa dahi bu dürüstlük ve gerçeklik beni, kendisine karşı bir sempati duymamı sağladı. Ayrıca tüm hikayenin İzmir'de geçmesi, kitaba daha bir sıcak bakmamı sağladı. Hele ki cinayet çocukluğumun geçtiği ve hala evimizin olduğu Buca semtinde gerçekleşmesi kitaba olan ilgimi daha çok arttırmıştı. Kitap konusu açılmışken Grange'nin son kitabı olan Ölü Ruhlar Ormanı adlı kitabı malesef yarıda bıraktım. Çok sinirlerim bozuldu kitabın yarıda kalmasına. Neden yarıda bıraktığıma gelecek olursam, kitabı orginal almama rağmen basım hatası çıktı, 16 sayfa basılmamış. Bu yüzden de hemen satın alma fişini aradım. Fakat hemen hemen her alışverişimin fişini tutmama rağmen bu fişi bulamadım. Artık okul açıldığında bir arkadaşımdan kitabı bulup okuyamadığım sayfaları okucam.

Haydi kalın sağlıcakla :D.

8 Ağustos 2010 Pazar

Dejavu

Selamlar,

Ne zamandır yazmıyorum, yazamıyorum. O kadar sıcak ki hava (doğal klimalı evimize rağmen) insanın tembellikten başka yapacak hiçbir şey yok hissine kapılmamak elde değil. Ayrıca Ankara'da yaz ayında ne yazabilir ki insan :/.
Her neyse yazının konusuna döneyim. Dejavu, Fransızca kökenli bir kelime olması itibariyle gayet hoş bir telaffuzu var. Türkçe anlamı ise "daha önceden görmek" anlamına denk gelir. Kelimenin söyleniş tarzı nedense bende esrarengiz bir hava yaratıyor. Ama dejavu kelimesini bu sefer, tekrar alma ihtiyacı duyduğum için nalet ettiğim Asp.Net dersi için kullanıyorum. Yaklaşık olarak 8 ay önce proje stresinden 2 hafta boyunca çıkamadığım bir dersi tekrar almayı istediğime inanamaz oldum. İnsan bazen kendine düşünmeden zarar verebiliyormuş. Bunun yanı sıra çok sevgili Selçuk hocamınızın son dakka golüne de maruz kalınca işler iyice karıştı. Bunun nedeni ise tam projemi kafamda tasarladım her şey tamam derken, hocamızın çıkıpta "Herkes aynı projeyi yapacak kriterlerimde bunlar" diye bir duyuruda bulunması tüm psikolojimi alt üst etti. Daha önceden 2 hafta da zar zor bir şeyler yaptığım projelerin yanında bu proje için sadece 5 günüm vardı. Zaten ilk gün son dakika yediğim bu golün psikolojisinden kurtulmak için kullandım. Diğer 2 günde ise kontrolsüz çalışmalarımın sonuç vermemesi ile psikolojimin daha kötüye gitmesi ile geçti. Böylece son gün olan Pazar günene girdim. İyi kötü hazırlıyorum şuan da projeyi, iyi de gidiyor sayılır. Bir kaç süsleme ile de tamamlamış olurum. Neyse ben projemin başına döneyim :D. Size bol eğlenceli günler diliyorum.

Haydi kalın sağlıcakla :D

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Ankara'da yaz

Selamlar,

22 yıllık hayatımda ilk kez, yaz mevsimini İzmir'den başka bir yerde geçiriyorum. Ama şunu anladım ki Ankara'da meğersem yaz mevsimi yokmuş. Ankara'nın sıcak olduğunu düşünürken İzmir'e gittiğim 1 haftalık tatilde nefes alamayacak hale gelmiştim. İnsan hemende unutuyormuş yıllardır yaşadığı yeri, diğer yerlere alışınca. Ankara'da yazın kalmamın nedeni ise, son senemde daha rahat bir yıl geçirmek amacıyla üstten ders alarak dönemdeki ders sayısını azaltmak. Fakat her zamanki gibi o kadar kötü bir ders programım var ki haftalık toplamda 20 saat dersi 2 güne sıkıştırmışlar. Normal dönemde 9:00-10:00'daki derslere uyanamıyorken şimdi dersim 8:30'da başlıyor. Sabahın bu erken vakti yetmiyormuş gibi 17:30'a kadar da aralıksız devam ediyor. Pazartesi ve Salı günü dersim var diye başkaları "ooh ne güzel" demesi bunu ders demez "kötüymüş be abi" olarak devam ediyor. Keşke 4-5 güne yaysalardı da hiçbir dersi kaçırmayacak durumda olsaydım.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Kitap dünyası :D

Selamlar,

Bu yazımda size bir siteden bahsedeceğim. Kitapsevenler için bire bir olan "kitapokuyoruz" adlı bu site, geçmişte okuduğunuz fakat şimdi adını bile hatırlamadığınız bir çok kitabı tekrar bulma ve hatırlatma imkanı sunuyor.5000 kişiyi aşan üye sayısına sahip olan bu sitede, kitaplar hakkında daha fazla bilgiye sahip olmanız çok kolay. Sitenin büyük bir çoğunluğu da aktif olarak sitede vakit geçiriyor.
Sitenin linki ise burada. Bunların yanında çok geniş bir bilgilendirme içeriğine sahip bir site. Yazarlar, kitaplar, çevirmenler ve yayınevleri hakkında bilgi vermesi, biz kitapseverler için herşeyin elimizin altında olmasını sağlıyor. Fakat bu kadarıyla da bitmiyor. Sitede kim hangi kitabı okumuş, kitap hakkında ne yorum yapmış ve kitaba 10 üzerinden kaç puan vermiş gibi bilgileri de bize sunuyor. En son okunan kitaplar, en son eklenen kitaplar ve kitaplar hakkında haber ve istatistiğe kadar bir çok bilgide bu sitede hazır bir şekilde bize sunuluyor. Şimdi yeter diyebilirsiniz :D ama daha bitmedi. En sevdiğim özelliklerinden birini daha söylemedim. Siteye üye olan kişiler kendi yazılarını da sitede paylaşabiliyorlar. Edebiyata o kadar düşkün biri değilimdir(hatta çok az :D). Ama bu yazıları okurken edebiyat sevgimin arttığı kesin :D. Sitede beni en çok mennum eden olay ise üyelerin neler yaptığına bakarken çok çok eskilerden okuduğum bir kitaba rastlıyorum ve hemen tüm anılar kafamda sıralanmaya başlıyor.
Bu sizede olacak ve kocaman bir gülümseme yüzünü sarılacak :D. En son olarak ise üye olduğunuzda profil resminizin altında iki tane numara göreceksiniz biri üye puanınız biri de yarışma puanınız. Üye puanınız, sitede bulunanlar arasında kaçıncı olduğunuzu gösteriyor. Bu puanınız kitap okumanız, yorum yapmanız, yazı eklemeniz gibi bir çok davraşınızla artıyor ve sizi sıralamalada yukarıya taşıyor. Yarışma puanı ise bir genel kültür yarışması. Fakat bu puan sadece eğlencesini konulmuş bir puan. Canınız sıkıldığında bu yarışmaya katılabilirsiniz. Bence çok güzel bir uygulama çünkü neler bildiğinizi neler bilmediğinizi görüyorsunuz. Yarışmanın nasıl olduğunu merak ediyosanız, test şeklinde oluyor. Sitenin özellikleri ve güzellikleri bunlarla sınırlı değil ve aslında bende yeniyim bu sitede :D. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Ayrıca site yönetimine de buradan teşekkür ediyorum. Kitap okuma seviyemizin çok kötü olduğu ülkemizde, bunun gibi bir site ile bu durumun değişmesi için katkıda bulunmaları çok güzel bir olay.

Haydi kalın sağlıcakla :D.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Öylesine

Selamlar,

Yine uykum gelmedi. Halbuki bu gün, diğer günlerden daha erken bir saatte uyandım. Erken kalkmamıın sebebi ise günlerden pazar olması. Kahvaltının hazırlanmış olması ve babamın elinde su dolu bir bardakla bana doğru yaklaşması sonucu, saati umursamadan yataktan fırladım. Gecenin bu saatinde nette amacsızca dolaşırken hiç bilmediğim insanların bloglarını ziyaret ettim. Yazılarını felan okudum. Hiç hevesim yok iken baya yazı okudum. Sonra geceyi kendimde bir yazı yazarak bitireyim bari dedim :D.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Burası İstanbul kardeşş :D

Selamlar,

Ne zamadır yazmıyorum değil mi? Sınavlar, projeler derken hiç fırsatım olmadı. Tatil moduna da hemen girince buraları çok ihmal ettim :D. Tatil çok hareketli başladı benim için, Ankara'dan İzmir'e derken daha İzmir'e geldiğimi anlamadan Kuşadası'na bir çıkartma yaptım. Kuşadası'nda aylar süren deniz hasretliğime son verdim :D. Daha o tatlı serinliği hisseder hissetmez içimde bir heyecan oluştu. Bu heyecan, daha çok yüksek bir yerden aşağı inerken birden düzlüğe çıktığınızda özellikle karın bölgenizde tarif edemeyeceğiniz bir his oluşmasına benziyor. Kuşadası'ndan İzmir'e geri geldiğimde ise yine hiç bir şey anlamadan İstanbul yollarına düştüm :D.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Tecrübe

Selamlar,

Çok isteksiz geçen final çalışmaları keyfimi kaçırıyor. Sadece 1 sınavımın kalmasına rağmen hiç rahat değilim. Üniversiteye başladığım ilk yıl "neden sınav olmak yerine proje vermiyoruz" isyanları ile geçmişti. Oysa ki 3 yılın ardından aklıma şu söz geldi, "dikkat et belki istediğin gerçekleşir". İşte bazen hiç bilmediğin bir durumun şu anki durumundan daha iyi olduğunu düşünmek gibi bir hataya düşebiliyoruz. Sanki her iki durumu da gerektiği kadar görme ve değerlendirme şansımız olmuş gibi. Hadi bunların hepsini geçtim, keşke sadece proje versek. Hem sınav olup hem de proje vermek, dönem içinde diğer haftaların sınav haftasından farksız geçmesine sebep oluyor. Neyse deneyim dediğimiz şey bu olsa gerek. Son 3 günde 2 proje yetiştirmenin tecrübeme tecrübe katacağından hiç kuşkum yok.

Sınavlara hazırlanırken ve proje stresine girdiğim esnada çok garip bir şey oldu. Hayatım boyunca bazı özel anlar haricin de hiç dinlemediğim bir müzik tarzına giriş yaptım. Bu tarz birçoklarının aklıma bile gelmeyen Türk Sanat Müziği :D. Heralde bu gün dinlediğim kadar hayatım boyunca dinlememişimdir bu tarzı. Ama bu kadar değişik ve güzel bir havası olduğunu ilk defa fark ettim doğrusu. Sevgili arkadaşım Ahmet'in katkılarıyla da inşalla bu müzik tarzı hakkında düşünce ve bilgilerim artacak. Bu gün bana eşi benzeri olmayan güzellikte tavsiyeleriyle bu tarzda yeni olmama rağmen kaliteyi erken bulmama vesile olmuştur :D. Buradan da Ahmet'e teşekkür etmeyi bir borç bilirim :D. Bu gün hemen havasına kapıldığım eseri de sizlerle paylaşmak isterim. Hüner Çoşkuner'in seslendirdiği bu eserin adı "Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un". Sizler de dinlerken fark edeceksiniz aslında çok büyük bir eksik var bu eserlerin yanında. Ama buna rağmen sizi o şevke ve kıvama getiriyor zaten :D. Neyse ben bu eserler eşliğinde projeme devam ediyorum :D.

Haydi kalın sağlıcakla :D

Dipnot: Belki izlemeyenler vardır diye koyuyorum. Yayınlanmayan bir yeni rakı reklamını paylaşmak istiyorum, tıklayınız.

1 Haziran 2010 Salı

Bir son mu yoksa bir başlangıç mı ?

Selamlar,

Çok yorucu ama bir o kadar da güzel bir hafta sonunu geride bıraktım. 98 yılından beri seyrettiğim Formula 1'i, ilk kez canlı seyrettim. İlk kez gittiğim bu canlı yarış, neden bu spora hayran olduğumu bir kez daha anlamamı sağladı. O sesler, benzin kokusu, lastik kokusu hepsi harikaydı. Hayatımın unutulmazlar kısmında yerini alan bir haftasonuydu kuşkusuz. Ama cuma gününden itibaren yollara düşmemle birlikte hiç bu kadar olay yaşamamıştım :D. Hepsi de ulaşım ile ilgiliydi. En başta İstanbul'a giderken daha bismillah bile demeden oldu. Hemen önümde oturan bayana, otobüs muavini sarkıntılık yapınca bayan haliyle çok sinirlendi ve 1 saate yakın bir süre otobüste gergin bir hava hakimdi. Bir diğeri ise cumartesi günü İstanbul Park'a giderken yaşandı. Bindiğim otobüs önce bozuldu daha sonra ise şoförün yolu bilmemesi nedeniyle yanlış yola girdi. Allahtan daha önceden piste giden yolcular yolu bildiklerinden yanlış yola girmemize rağmen piste gidebildik. Pazar günü işi bilen biri gibi duran şoför, meğersem süprizi sona saklamış :D. Sabiha Gökçen Havaalanı'na gittiğimizde hemen önümüzde olan gelen yolcu peronunu kaçırarak çıkmaz bir yola girdi. Yine yolcuların gayretleri sonucunda doğru yola girdik. Bu zor ulaşım şartları nedeniyle baya zahmetli geçen yolculuk, piste gelir gelmez unutuldu :D.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

İçini kurcalayan şey ??

Selamlar,

Finallerden önceki son haftaya girerken her zaman bir şeyler içimizi kurcalar. Şüphesiz ki bunlardan en önemlisi, ders notları ile ilgili olandır. Ders notlarını denkleştirmek için sarfettiğimiz eforun birazını derslere gitmede ve gittiğimiz derslerde hocayı dinlemede sarfetseydik, bu son hafta bizim için bambaşka bir hal alırdı :D. Neyse sonuçta böyle bir durum da yine Türk'lüğümüzü konuşturarak, yumurta bir yerlere geldiğinde kullandığımız yöntemi kullanıyoruz, hemen anlık çözümler buluyoruz. Sadece o günü veya o sınavı altarak bu işi çözüyoruz. Gecenin neden olduğu bu duygusal ortamdan kurtularak sözümü değiştiriyorum :D.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Neler oluyor? Neler olacak?

Selamlar,

Tatilin o tatlı duygusuna kapıldım. Koca bir hafta bana ait :D. Ama aslında hiç de rahat değilim. Neden derseniz projeler, sunumlar, ödevler, raporlar ve daha nice şey bu hafta içerisinde olacak. Ama şimdi bunları dert etme zamanı değil. Birkaç hafta sonra tekrar futbol oynadım :D. Son zamanlarda yükselen grafiğim(benden başka kimse böyle düşünmüyor nedense :D) bu maçta asistlerimle yükselmeye devam ediyor. Son dakikalarda bastırmamız ile 4 olan farkı kapatıp kazanmasını bildik :D. Artık önümüzdeki maçlara bakıcaz. Futbol demişken Fenerbahçe'min ligdeki son macı olan Fenerbahçe-Trabzon macı için buradan kocaman başarılar diliyorum. Umarım bizi birkaç yıl önceki gibi bir şoka uğratmaz.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Yalnızlık

Selamlar,

Saat yavaş yavaş ilerlerken günden güne azalan yazma isteğim geri geldi :D. Baharın gelişinden olsa gerek(gerçi mayısa geldik :D) bir uyuşukluk var içimde yazmak gelmiyordu içimden. Belki de sadece evde yalnız başıma olup sıkıldığımdan gelmiştir. Bilemiyorum. Ama bazen bir başımıza olmaya ihtiyacımız var. Yalnız kalmaktan çoğu insan korksada en az sosyal olmayı bilmek kadar yalnız kalmayı da zamanında bilmek önemli. Aklınızın en kuytu köşelerinde kalan düşünceleriniz, bir başına olduğunuz da sizi dürtmeye başlıyor. Göremediğiniz ve düşünemediğiniz ayrıntılar gün yüzüne çıkıyor. Hepsinden öte kendi başınıza bir birey olduğunuzu hatırlatıyor yalnız olmak. Evin o dinginliğinde kendi nefesinizi hissediyor, sizde o dinginliğe ayak uyduruyorsunuz. Tabi olmazsa olmaz bir şey olan müzik evin her köşesini kaplıyor. Fakat sesi çok iyi ayarlamalısınız. Ne az, ne çok. Daha sonra çayınızdan da bir yudum alarak şarkının sözlerine boyuk bir sesle eşlik ederek yalnızğın tadına varırsınız. Neyse

Haydi kalın sağlıcakla :D

28 Nisan 2010 Çarşamba

Fırtına sonrası sessizlik :D

Selamlar,

10 gündür bir şey yazmadım. Çok özledim buraları :D. İzmir'deki lanet olası antik çağ dönemi ait bilgisayarla uğraşmaktansa internetsiz bir tatil yapayım dedim. Hiç bu kadar güzel bir tatil geçirmemiştim açıkcası. 10 günde o kadar çok gezdim ve eğlendim ki anlatamam. Hatta normalde pazar günü Ankara'ya dönerim diye düşünüyordum ki o gün Ankara'ya değil İstanbul'a gittim :D. Pazartesi de akşamı da geri döndük. Sabah 4 sularında İzmir'deydim fakat hiçbir şey bitmemişti. Öğlen 12:00'daki Ankara otobüsüme yetişmem gerekliydi :D. 2 günde kat ettiğim kilometre ise 1600 civarındaydı. Uykusuzlukta cabası. Bu günkü ders için o otobüsü kaçırmamam gerekliydi. Ancak gelin görünki hoca derse gelmedi. Artık buna ne desem bilemedim. Neyse çok güzel bir tatildi.

18 Nisan 2010 Pazar

İzmiiir :D

Selamlar :D

Öğrencilik yıllarının unutulmaz haftaları olan sınav haftalarından birisini daha geride bıraktım. Nasıl geçerse geçsin her zaman bu haftanın ardından çok keyifli dakilar yaşarsınız.Ve bu keyifli dakikaları yaşamak için sonunda İzmir'e geldim. Genelde sıkılmadan yol aldığım 610 km'lik Ankara-İzmir yolunu bir kez daha aşındırdım. Gelir gelmez 1 haftalık planım oluşmaya başladı. İlk durağım Şirince :D. Bir kaç defa gittiğim Şirince, görülesi yerlerden biri. Kasaba halkı o kadar sıcak kanlı ki ayak üstü sohbetlerden evde ağırlanan bir misafir olmanız içten bile değil :D. Ayrıca tarihi bakımdan da çok zengin bir yer(Daha doğrusu Selçuk). Bir çok kişi Şirince'yi şaraplarından tanır. Fakat şarapları kadar güzel başka bir şey varsa oda gözlemeleridir. Genelde müstakil evlerin bahçelerini dekore edip oluşturulan bu yerler de gözleme yemek insana ayrı bir zevk veriyor. Gözlemenin yanında da yayık ayranı alıp, manzarayı seyretmeye başlarsanız bambaşka alemlere gidersiniz. Yarın tekrar bu keyifli anları yaşamak ve yaşatmak ümidi ile :D.

Bir sonraki durağım ise büyük ihtimalle Uluslar Arası İzmir Fuarı'ndaki 15. İzmir Kitap Fuar'ı olacak. Fuar ile ilgili tüm bilgiler http://www.tuyap.com.tr/webpages/izmir_kitap/index.php adresinde. Daha önce lise yıllarında gittiğim kitap fuarı, kitap severler ve İzmir'de olanlar için çok güzel bir durak. Kitap fuarından sonra ise kendinizi Kordon'daki çimlere bırakmanız mutluluğunuza mutluluk katacaktır. Neyse İzmir'de olmak isteyipte olamayanlar için geri kalan duraklarımı anlatmıyorum :D.

Haydi kalın sağlıcakla :D

12 Nisan 2010 Pazartesi

Panik anı

Selamlar,

Saatler 01:00 gösterirken aklımda hafif karışıklık, karnımda hafif açlık, hafif de yarın sınav olacağının farkına varmışlık var. Hangi birini önce çözsem bilemedim. Ama sanırım önce karnımı doyuracam :D. Aç ayı oynamazmış ne de olsa. Sınavlardan önceki son geceler her zaman uykusuz geçer ama ben gündüzden önlemimi aldım. Bol bol uyudum. Zaten gündüz pek ders çalışasım gelmiyor. Hele bir de 7 ders içinde pazartesi gününe denk gelen sınav Nesneye Yönelik Programlama dersi olunca insanın içini bir bilinmezlik sarıyor. “Acaba hoca nereden soracak”. Kendisi başlı başına bir okyanus olan NYP(OOP) bakalım bize yarın hangi dalgalarını gönderecek. Neyse 11:30 kadar yetecek zamanım var nede olsa :D.

Sınıfa gittiğimde bir çok kişiden gelecek olan tepkileri ve panik halini tahmin edebiliyorum. “Olum valla hiç çalışmadım lan :D” dan sonra gelecek olan cümle ise “Hadi len geçen dönemde böyle dedin aldın 80’i ama :D” yada “Sen not çıkarmışsındır versene bir bakayım” dan sonra ise “Olum notu valla yeni çıkardım. Bende daha hiç bakmadım” olur :D. Bunun gibi ve çok daha kompleks diyaloglar geçer sınavlardan önce. Fakat  bazıları diğerleri ile diyalog içine girmeye bile gerek duymadan, direk sınav esnasında hangi sırada oturacağına karar vermeye kafa yorar. Bu karar genelde yakınında kimlerin olacağına ve sıra yerinin görünmezliği ile alakalı olur :D. Bu kararlar alındıktan sonra ise yanındakilerden hayır gelmeyeceğini düşündüğü anda yardım alacağı yeri hazırlamaya başlar. Bunu yaparken ise tek hayati nokta sınav gözetmeninin yerini değiştirmemesi için dua etmesidir. Burada ne kadar dua biliyorsa etmeye başlar. Neyse hepinize buradan başarılar diliyorum. Bu arada başarı dilekleriniz için de teşekkür ediyorum efenim :D.

Haydi kalın sağlıcakla :D.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Fırtına öncesi sessizlik :D

Selamlar,

Yine saat 3 gösteriyor ve yine winamp'ta "gecenin üçünde" şarkısı çalarken sizlere yazıyorum. Gözlerimin yanmaya başladığı bu saatlerde o mübarek buluş olan 3'ü 1 arada imdadıma yetişiyor.

Vizelerimden önceki bu son hafta en az vize haftası kadar yoğun geçiyor. Raporlar teslim ediliyor, ödevler veriliyor, vize haftasında daha rahat olmak için şimdiden ders çalışmaya başlanıyor diye uzatabilirim. Fakat bunları yapmak çoğu şeyde olduğu gibi hep son anda olacak gibi. Hepsinden öte vize programını öyle bir düzenlemişler ki 5 günlük takvimde ancak bu kadar demoralize olabilirdim. Çarşamba gününde hangi sınavlar var diye baktığımda bir de ne göreyim 3 tane sınavı o güne almışlar. Şimdiden çalışmaya başladım(Ben de inanamıyorum bu kadar erken başladığıma :D).

Bir diğer konu ise memleket hasreti sınavlarım biter bitmez İzmir'in yolunu tutuyorum. Biletlerimi şimdiden aldım. İzmir'de Nisan aylarının nasıl olduğunu bildiğim için Ankara'daki bahar pekte iç açıcı gelmiyor insana. Baharın gelmesi ile deniz görme isteğim daha da artıyor. Eğer sıcaklık yeteri derecede olursa bir Kuşadası yapmayı planlıyoruz kuzenimle :D. Denize gitmeyili aylar geçti. Nisan'da olsa bir gidelim diyoruz. Ayrıca İzmir'de bahar çok daha başka. Bir söz okudum nette gezinirken. "Tam da zamanı" dedim içimden.
Türkiye'den sıkıldığımda İzmir'e gidiyorum :). Neyse

Haydi kalın sağlıcakla :D

3 Nisan 2010 Cumartesi

Sakinlik :D

Selamlar,

Çok yoğun geçen Perşembe ve Cuma gününden sonra baya rahatladım. Bu yoğunluk neden diye derseniz? Bölüm olarak ilk kez  düzenlediğimiz ve 2 gün süren Kariyer ve Gelişim Günleri etkinliğinde görevli almamdan dolayıydı. Aslında kağıt üzerinde kesin bir görevim olmasa da herkese elimden geldiği kadar yardım etmeye çalıştım. Kayıt masasında bulundum, çay masasında gelen konuklara çay servisi yaptım, oturumlar ile ilgili duyuru ve yönlendirmeler yaptım, hepsinden öte konuklarla bire bir olarak elimden geldiği kadar yardım etmeye ve ilgilenmeye çalıştım. Tabi ki görevli olan tüm arkadaşlarımın bu etkinlikte olan katkısı büyüktü. Tahmin ettiğimizden çok daha fazla bir ilgi görmemiz ve ayrıca organizasyondan dolayı gelen teşekkürler bizi motive etti ve enerjimize enerji kattı. Seneye çok daha büyük ve güzel bir etkinlik düzenlemek için enerjimiz ve kapasitemiz olduğunu anladık. Buda bizi mutlu eden ayrı bir durumdu. Organizasyona gelen ve yardımı dokunan tüm arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum.

Şimdilik bu kadar haydi kalın sağlıcakla :D

29 Mart 2010 Pazartesi

Mutlu :D

Selamlar,

Bu hafta sonum çok keyifli geçti. 3 önemli olay vardı benim açımdan. İlki cumartesi günü TBD(Türkiye Bilişim Derneği) ile yaptığımız kahvaltıydı. Çok güzel ve çok yararlı bir kahvaltı oldu. TBD'nin Genel Başkanı Turhan MENTEŞ ve TBD Ankara Şube Başkanı Necati ETLACAKUŞ'da kahvaltıya katıldı. TBD Genç olarak nasıl daha aktif ve nasıl daha organize oluruzu konuştuk. Kafamızda dolanan bir çok soru bu kahvaltıda kayboldu. Bir sonraki kahvaltıya kadar çalışmaya devam :D.

25 Mart 2010 Perşembe

Tatil :D

Selamlar,

Bu güzel perşembe gününde keyfim yerinde :D. Tabiki de bu rahatlığım okulun olmayaşından geliyor. Uykumu aldım, kahvaltımı yaptım, dolapta kola var, evde internet :D. Yani anlıyacağınız gayet hoş bir ortam. Fakat tabiki herşey iyi değil normalde dün bitirmiş olmam gereken sunumunu(artık tahmin edebileceğiniz üzere Ağ dersi :D) hazırlamadım. Birazdan başlarım. Her neyse çok değerli(yalakalık olsun diye diyorum gerçek değil :D) arkadaşım Onur'un dayatmaları sonucu Armin Van Buuren dinlemeye başladım. Ama Trance müziği bu kadar seveceğimi zannetmezdim. Bunda yeni aldığım 2+1'inde katkısı büyük. Favori mixlerim ise 2006 yılı için yaptığı Year Mix'in 1. cdsi, 334 ve 437 kodlu mixleri. Şiddetle tavsiye ederim.

22 Mart 2010 Pazartesi

Ne yazsam bilemedim :D

Selamlar,

Fark ettimde hiç nasılsınız diye sormamışım :D. Nasılsınız? Ben biraz yorgun, biraz tembel, biraz uykusuz kısaca hani canınız bir şey yapmak istemez ya öyle bi durumdayım. Bunun nedeni ise bu gün hava güzel diye  "eve yürüyerek gideyim" demem. Başladım yürümeye ooh hava süper, elimde kutu kola daha ne isterim derken Kızılay'a gelmişim. Sonra birden telefonum çaldı ve açtım. Arayan arkadaşımdı ve evin anahtarını ondan almadığımı söyledi. İşte o anda bütün güzellikler gözümden gitti. Çünkü 45 dk'dır yürüyordum ve eve 15 dk civarında bir mesafe kalmıştı. Geri dönüp anahtarı almak ise bana fazladan 1 saate mal oldu. Şimdi ise üstümde olan bu durumu sıcacık bir cappucino(böle mi yazılıyodu bilmiyorum :D) ile atmaya çalışıyorum.

18 Mart 2010 Perşembe

Ne olacak bu işler :S

Selamlar,

Yeni uyandığıım bu vakitde artık her hafta rutin olarak başıma gelen sunum telaşındayım. Tabiki yine bizim anlatıp anlatmayacağımız belli değil. Sunum hazırladıktan sonraki nihai amacım ise derse zamanında gitmek olacak :D. Ama artık birilerinin benimle dalga geçmeye başladığını düşünmeye başladım. Neden derseniz, bu gün sabahın 09:00'da kalkarak derse gidicem diye yola çıktım. Okula vardığımda ise "işte bu hafta, sonunda derse zamanında gidiyorum" derken karşımda sınıf arkadaşlarımı gördüm. Yüzlerinde bir gülümseme vardı. İçimden gelen ses ise "hayır olamaz" gibi sözler söylüyordu. O anda dersin olmadığını öğrendim. Kaçırdığım ekstra 2 saatlik uykuyu düşündüm ve karnımdaki açlık hissi daha da arttı :D. Bakalım daha neler olacak.

2.Pardus Tanıtım ve Geliştirme GünleriNeyse gelelim önemli bir konuya yani 2. Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri'ne. Bu sene Bilkent Üniversitesi'nde olacak olan etkinlikte sizleri birbirinden güzel 8 oturum bekliyor. 4 oturuma katılan arkadaşlar ise katılım belgesi almaya hak kazanıyorlar. Gitmek isteyenler online kayıt yaptırmayı unutmamaları gerekiyor. TBD Genç'inde büyük destek verdiği organizasyonda keyifli vakit geçirmeniz için elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz. Organizasyon ile ilgili daha fazla bilgi için ise http://2010.pardusgunleri.org/.

Haydi kalın sağlıcakla :D

16 Mart 2010 Salı

Uyanmak yada uyanamamak işte bütün mesele bu :D

Selamlar,

Yarın 8:30'daki dersi düşünürken uykularım kaçıyor. Nesneye yönelik Programlama dersine 4 haftada sadece bir kere zamanında gittim. Pazartesi günlerinin sendromu 13:30'da dersimin olması ile son buldu fakat salı günkü derse yetişememek daha da kolay oldu. Artık telefondaki alarm seslerine bağışıklık kazandım. Bırakın uyanmayı uyumadan önce çalıyor mu çalmıyor mu diye kontrol eder oldum. Eski türk filmlerindeki o iğrenç sesli saatlerden almayı düşünüyorum. Cuma günkü Ağ ve Sistemleri dersinde bile Çelebi hocanun sitemi ile karşılaştım. "Sevgin derse geç kalmayacağıını bilsem dersi 10:00 bile alırım" demesi beni derinden etkiledi :D. Artık uyumucam ama Ağ ve Sistemleri dersine geç kalmadan giricem. Kafaya koydum artık, saat 03:00 geçtiğinde okula uyumadan gidicem :D.

12 Mart 2010 Cuma

Hmm :D

Selamlar,

Gecenin bu geç saatinde yarınki Bilgisayar Ağ ve Sistemleri dersinde sunum yapıp yapmayacağımızın sorusu kafamda gezerken sizlere yazayım dedim. Media Player'ımda Baba Zula'dan bir sana birde bana şarkısı çalarken bir yandan da sunum için hazırlıklara devam ediyorum. Geçen hafta nadir olarak hissettiğim dediğim ders çalışma isteğinin çok faydasını gördüm :D. Nasıl derseniz hemen söyliyeyim :D. Sevgili Çelebi Hocamız sanki benim nadir olarak derse hazırlıklı geldiğimi hissetmiş olacak ki bunu hemen değerlendirmek istercesine hepimize kalbimiz kadar temiz (Küçüklüğüm geldi aklıma bee :D hep öyle başlanırdı ya :D) olan boş sayfaları dağıttı. İşte o sırada hani bazen böle kahkaha atmak gelir ya içinizden öyle bir şey hissettim. Etrafımdaki arkadaşların yüzünde şaşkın ve işte şimdi b.ku yedik dercesine olan yüz ifadesini gördüğümde ise bu his katlanarak devam etti ve en sonunda yüzümde o kocaman gülümseme belirdi :D. Beni bu şekilde görünlerin yüzündeki şaşkınlık daha da arttı :D. Neyse yine iyi kötü bir quizden sonra yarın neler olacak merakla bekliyorum.

8 Mart 2010 Pazartesi

Eski yeniler :D

Selamlar,

Eski yeni kavramını açıklamıştım sanırım. Ama yine açıklayayım :D. Bu gün eski yeni kavramıma yeni birisi katıldı çünkü. Eskiden var olan bir şeyi yeni duymam, yeni farkına varmam anlamına geliyor eski yeni sözcüğü. Tabi bu söz Türk Dil Kurumu sözlüğünde yok(heralde yoktur :D). Tamamen kendi uydurmam. ExaRadyo'dan sıkca takip ettiğim Slow Radio isimli Hollanda merkezli radyo beni mest etmeye devam ediyor. Bu güne kadar hayatımda bu kadar mükemmel şarkıları bir arada çalan bir radyoya rastlamadım. Genelde slow ve ne slow nede hareketli diyebeleceğim tarzda müzik çalan bir radyo fakat her türden ve her yıldan çaldığı şarkılar ile insanı resmen bitiriyor. En son gözdem ise Simply Red denen bir grup. Öyle bir şarkısı var ki 1985'den, Amerika listelerine 1 numaradan giriş yapabilecek kadar da iyi olduğunu araştırmalarım sonucunda öğrendim. Şarkının adı "Holding back the years". Şiddetle tavsiye ederim :D.

5 Mart 2010 Cuma

Ders çalışmak :D

Selamlar,

Bu gün çok sık olmayan bir şey oldu. Ders çalışma isteğim geldi. Bilgisayar Ağları ve iİletişimi adlı dersi çok sevgili hocamız Çelebi Uluyol'un vermesi bunda büyük bir rol oynuyor. Derslerine her zaman severek gittiğim nadir insanlardan :D. Fakat bu dersi sevdiğim halde gitmek çok zor oluyor beniim için. Neden derseniz sabah 8.30'da olan bir derse gitmek çok külfetli bir şey. İnsan uykusnu tam alamayınca hep kafasında uyku oluyor. Ama neyseki uyku ile ilgili tüm düşüncelerim derse girince kayboluyor.

1 Mart 2010 Pazartesi

Sözüm ona öğrenci yemekleri :D

Selamlar,

Son günlerde etrafımdaki çoğu kişi kilolarımla ilgilenmeye başladı. 21 yıllık ömrü hayatımda ilk defa :D. Her ne kadar ben kilo alan kişi olsamda benim bunu başarmam da arkadaşlarımın ve o çok sevgili Dikimevi metrosundaki köfteci abimin payı çok büyük :D. Sizler olmasaydınız ne yapardım ben bilemiyorum. İzmir'e gittiğimde arkadaşlarımın ve çok sevgili köfteci abimin yemeklerini özlemle hatırlıyorum. Son zamanlarda hele, ev arkadaşım olan Hasan tüm marifetlerini o kutsal yemeklerden biri olan mantıda topluyor. Ne domates nede salça yiyen insanlardan biri olan ben. Hasan'ın yaptığı o soslar için yaşamaya başlıyorum. Sevgili sınıf arkadaşım olan Neşe ile Burger King'in yolunu tutarken aklımda hep "Acaba büyük boy yetecek mi?" sorusu kemiriyor. Daha sonra ise insanın ömrü hayatı boyunca yiyebileceği en hoş köftelerden biri olan Dikimevi metro durağında saat 21.30 itibari ile mesken tutan köfteci abimi(o güzelim ekmeği yerken aklım başımdan gidiyor. her seferinde adını sormayı unutuyorum :D) ziyarete gidiyorum. İnsan'ın aklına şu soru geliyor hep "Anne'min yemekleri nasıldı acaba? :D". Şimdi annemin hakkını da yemeyeyim bana onca sene baktı :D besledi :D. Ama şükürler olsun ki annemin yemeklerini bile unutturan abilerim, arkadaşlarım var.
Teşekkürler sizlere :D
Edit: Teşekkürler Shakra :D tavuk dürümünün tadı bir başka :D

Haydi kalın sağlıcakla :D

26 Şubat 2010 Cuma

Mutlu sonlar :D

Selamlar,

Geldik o çok çok çoook :D mübarek cuma günlerden birine. Cuma günüde olmasa öğrencilik hayatı çekilmez olurdu. Temiz çamaşırımız kalmadığı zamanlar 9'da açılan yıkama merkezine gidebilmek ümidiyle sabah 6'dan sonra uyumamak için kulaklığı takıp son ses müzik dinlemek. Bunlar diğer tüm günler hayal olabilir ama bu gün gerçek :D. Ayrıca cumartesi ve pazar günlerinin cezbeden tembelliği insanın içini kıpır kıpır ediyor. Hiçbir gün cuma günü kadar çok film seyretmemişimdir :D.

25 Şubat 2010 Perşembe

Soluklanmak ne mümkün :D

Selamlar, :D

Daha önceden yazmıştım tatil çok sakin ve bazende sıkıcı oluyor diye :D. Şimdi daha iyi anlıyorum herşeyi meğerse o fırtına öncesi sessizlikmiş :D. Ankara'ya adım attığım andan beri herşeyi sanki bir başkası ayarlamış :D. Çok garip 3 haftada eve kimlerin gelceği, nereye gidiceğimiz, ne yapacağımız, dersler, projeler, ödevler, seminerler, kariyer günleri, ne kadar uyuyacağım bile :D planlı olmaya başladı. Kendimi bir anda iş çıkışı saatlerindeki zamanlarda gibi hissettim. Okuldan, cafeden, evden veya arkadaşlarınla buluşmussun daha sonra ise trafiğe girdiğinizde neye uğradığınızı şaşırırsınız :D. Aynen öyle bir şey. Ama herşeye rağmen ihtiyacım olan şeylermiş :D.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Bu gece sooon :D biraz sonraaa :D bu kapıdan son kez... :D

Selamlar, :D

Klasik bir cümle ile başlıyayım :D. Her şeyin bittiği gibi tatilde biter :p. Ama yeter artık diyorum her şeyin bir dozu var deme :D. Fazla kaçırmadan bu tatile bir son veriyorum. Aklıma Mastercard reklamı geldi :D. Kankalarla buluşmak paha biçilemez tabiki.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Tattoo :D para ile dövülmek :D

Selamlar,

Biraz ara vermiştim yazmaya :D. Tekrar yazmamın nedeni ise günden güne daha da popüler hale gelen ve asıl olması gereken tarzda olmaya başlayan bir şeyden bahsedicem. Tattoo :D bildiğimiz adı ile dövme. Dövmenin tarihi ile ilgili yada yapılmalı yapılmamalı mı hepsinden öte günah mı değil mi :D bunlara hiç gerisim yok. Çünkü birçok şey kişiseldir dövme konusunda. Ben daha çok dövme hakkında bazı dikkat edilmesi ve düşünülmesi gereken şeylerden bahsetmek istiyorum.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Daha dün annemizin kollarında uyurken :D:D

Selamlar,

Nede çabuk büyüdük yaa. İlkokul, ortaokul daha dün gibi hatırlıyorum :D. Öyle ki üniversiteye geleli 3 sene olamsına rağmen hala seneye son senem gibi hissetmiyorum. Küçükken "okul biter mi bee", "Kaç sene okucaz daha Ortaokul, Lise, Üniversite ooof ooooof" diyroduk. Ama şimdi gel görki 5. dönem bitmiş 6. dönem başlıyacak. Sadece 3 dönemim kaldı. Ders kayıt zamanlarıda olmasa zamanın geçtiğini anlamayacağım :D. İnsan dönemlik harç parasını görünce zaten morali bozuluyor(benim gibi kredi almayan kişiler için :D) ek olarak birde çok dandik bir ders programınız varsa daha da siniriniz bozuluyor. Hele sanki bunlar yetmiyor gibi alttan alınan dersler varsa işte o zaman daha dönem başlamadan "ooof" demeye başlıyoruz :D. Genelde bu alttan alınan derslerde hep gider en kıl hocanın dersi ile çakışır. Sanki bilerek yapıyorlar. 6 dönemde de böle olmaz ki be kardeşim. Neyseki alttan dersim yok ama düşük olan notları yükseltcem diye seçtim :D bakalım ne olcak. :D

Haydi kalın Sağlıcakla :D

9 Şubat 2010 Salı

Teşekkürler Nicola Tesla :D:D

Selamlar :D,

Bu günlerde gece uyanarak yaşıyorum. Tatilde her zaman insanın uyku düzeni bozulur. Zaten bozuk olan uyku düzenim resmen çorbaya döndü :D. Hayatımızda olmazsa olmaz şeylerden biri olan teknolojide işin içine girince insan uykuyu felan unutuyor. Fakat bu yazıda sizlere teknolojinin daha yeni yeni yayıldığı zamanlardan günümüze kadar gelen bir teknolojiden bahsedicem :D. İletişimin artmasında ve en önemli  zamanında en önemli görevler hep onun oldu :D.Radyodan bahsediyorum.

4 Şubat 2010 Perşembe

Bilgi Güç mü? yoksa Erdem mi? :D:D

Selamlar :D

İnsan tatildeyken yapacak bi sürü, gezecek bir sürü yeri var gibi gelebilir. Fakat hep böyle olmuyor, bazen yapacak hiçbir şey olmayabiliyor. Aynen şu günlerimde olduğu gibi :D. Bu gibi zamanlarda genelde insanın aklına yaa çok şey gelir yada hiçbir şey gelmez :D. Bu sıralar aklıma gelen şey ise koca bi dönem her hafta çarşamba günleri saat 10.30 ile 12.20 arasında duyduğum şu sözlerle geçti :D. Bilgi erdemdir, bilgi güçtür :D.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Olmassa olmaz bir şey olan Müzik ;)

Selamlar :D

Tekrar yazmama neden olan şey ruhun gıdası olan müzik :D. Daha önce de müzik hakkında yani bi grup ve vokal hakkında yazdım. Orada çok az bahsettiğim bir gruptan bahsedicem bu yazımda. A Perfect Circle :D. Bana Alternatif Rock'ı sevdiren bu grup etrafımda gördüğüm kadarı ile çok az kişi tarafından biliniyor. Birkaç şarkısını dinleseler bile kimin söylediğini yada grubun kim olduğundan haberi yok. Özellikle Passive(Constantine filminin Orginal Soundtrack'larından biri klibini izlemenizi tavsiye ederim. Eğer filmide izlemediyseniz çok şey kaçırmışınızdır. :D) şarkısını bilen sayısı biraz daha fazla. Öncelikle bilenlerde Tool'un vokalliğini yapan Maynard James Keenan'dan tanır. Ama ben bunların hiçbirini bilmeden tanıştım grupla :D.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Beni her zaman güldüren şeyler :D

Selamlar diyorum tekrardan :D

Bu gün size bahsediceğim konu benden bir şey yani beni ben yapan bir şeyden :D. İsmimden biraz bahsetmek istiyorum size :D. İsmim bir çok kişiye garip, güzel, saçma yada abi cinsiyetin tutumuyo sanki isminle :D:D gibi şeyler düşündürebiliyor insanlara. Hatta çoğu zaman bana da. İsmim aslında bir çok kişinin en başta düşündüğü gibi cinsiyet bakımında kız isimlerinde yer alıyor. İsmimin anlamı araştırırken her yerde bayan tarafındaydı :S. Neyse ben alıştım baya:D. İsmimin anlamı "sevgiye düşkün" demekmiş en genel anlamı ile. İnsanların kişiliklerinde her zaman isimlerinin anlamlarının büyük rol oynadığını düşünürüm. Bir şekilde isminin bir çok özelliğini farkında olmadan gösterdiğini düşünürüm herkesin. Her neyse ismim yüzünden bir çok komik an geldi başıma sizlere şimdi biraz bunlardan bahsediceğim.

29 Ocak 2010 Cuma

Şöle bi karışık :D

Selamlar herkese,

Tatilde olmak insanı bazen sıkabiliyor. Yani aslında bu etrafınızda kaç kişinin tatil yaptığı ile alakalı . Benim için bu sayı biraz az. Böyle olunca bazen göze batabiliyorsunuz. Ama ne olursa olsun herşey dozunda olmalı herşeyin fazlası zarar diye düşünüyorum. Tekrar yavaş yavaş bir şeyler yapmaya başlıyorum.

İlk olarak Grange'nin son yazdığı kitap olan "Koloni"'ye başlıyorum. Büyük ihtimalle 1-2 güne biter. Adam beni her zaman havaya sokmasını iyi biliyor. Bu kitap okuma işini istikrarlı bir şekilde yapmasam bile başladığım zaman bir şeyi bitiririm. Bazen 1 ayda hiç okumazken bazende 2-3 günde bir kitap bitirdiğim yada aynı anda 2-3 kitaba devam ediyor olduğum oluyor :D. Yakın çevremde eğer okuduğum zamanlara rastlıyorlarsa garip benzetmeler yapabiliyorlar. :D En çok güldüğüm benzetme ise "Kitap görmemişi böle kitap mı okunur sanki önünden alıyorlar" :D. Bazen hak veriyorum çok önemli bir dersim olsada yada başka bir işim olsada durup dururken her şeyi bırakıp insan okumak istiyor. Ama zaten herşeyin yasak olanı insana daha çekici gelmez mi :D.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Ahhh şimdi Temmuz ayında olmak vardı....

Selamlar,


Bu saatte bu yazıyı yazarken neler çekiyorum bir bilseniz. Hani insan bazen yaz aylarında olmak ister yaa işte öyle bir duygu var içimde ama bunun oranını size söylecek olursam hani 15-16 saat hiçbir şey yemediğiniz zaman yemek ister yaa canınız karnınız guruldar yada 1 saat boyunca yaklaşık 40 derecelik bir sıcaklıkta elbiselerinizin ter yüzünden 3 kat ağırlaştığı halı saha maçlarından sonraki susadığınız zaman yada iş hayatınızda saatlerce süren koşuşturmaca yüzünden uykusuz kaldığınız 1-2 haftadan sonra özlemle beklediğiniz uyku saati gibi gibi gibi daha bir sürü örnek verilebilir.

23 Ocak 2010 Cumartesi

İzmir'in dağları :D

Selamlar,

İzmir'de olduğum bu keyifli dakikaları bozan temizlik aktivitesini yaptığım şu dakikalar ellerimi ısıtmaya çalışmakla meşgulüm. Erkekliğin vermiş olduğu güçle tahmin ettiğiniz üzere her türlü garip işler size verilir. İşte nadiren erkek olduğunuza böyle durumlarda kızabiliyorsunuz :D.

İzmir'i de özlemişim bee :D. Hele odamı :D. Youtubeden açtğım "İzmir'in dağlarında çiçekler açar" türküsü insanın içine bir sıcaklık salıyor. Bunu nerde olursak olalım kordondan denize, gemilere, karşıyakaya, balçovaya kısacası İzmir'de ne varsa hepsine, heryere söyleriz bu türküyü. İzmir'in içindeki M.Kemal sevgisi ve Cumhuriyet sevgisini çok güzel bir şekilde betimliyor. Biliyorum heryerde bu sevgi var diyeceksiniz ama bence İzmir'inki özel bir sevgi bunu gavur diye nitelendirilen yaşam tarzına yoruyorum. Yaşam tarzının adı her ne kadar gavur diye çıksada Türkiye'de en rahatca yaşayabileceğiniz yerdir İzmir. Neyse :D İzmir'in dışındakileri daha fazla uyuz etmeden. :D:D

Haydi kalın sağlıcakla :D

21 Ocak 2010 Perşembe

Ankara'nın dumanında :D

Selamlar,

Bu akşam baya erken yazıyorum :p. Ankara'dan ayrıldığım canım İzmir'ime geri döneceğim için bu kadar erken yazıyorum. Nasıl bir şehir Ankara hala anlamış değilim. Sevmediğim bir sürü yerini sayabilirim sevdiklerimse bir elin parmağını geçmez. Ama işte anıları insanı bir yeri sevdiriyor. İzmir'i gönlümde hiçbir yer alamasada, insan Ankara'yı da sevebiliyor. Bu yazı baya bir kısa olacak. Daha bavulumu bile hazırlamadım :D.

Haydi kalın sağlıcakla.