Çok isteksiz geçen final çalışmaları keyfimi kaçırıyor. Sadece 1 sınavımın kalmasına rağmen hiç rahat değilim. Üniversiteye başladığım ilk yıl "neden sınav olmak yerine proje vermiyoruz" isyanları ile geçmişti. Oysa ki 3 yılın ardından aklıma şu söz geldi, "dikkat et belki istediğin gerçekleşir". İşte bazen hiç bilmediğin bir durumun şu anki durumundan daha iyi olduğunu düşünmek gibi bir hataya düşebiliyoruz. Sanki her iki durumu da gerektiği kadar görme ve değerlendirme şansımız olmuş gibi. Hadi bunların hepsini geçtim, keşke sadece proje versek. Hem sınav olup hem de proje vermek, dönem içinde diğer haftaların sınav haftasından farksız geçmesine sebep oluyor. Neyse deneyim dediğimiz şey bu olsa gerek. Son 3 günde 2 proje yetiştirmenin tecrübeme tecrübe katacağından hiç kuşkum yok.
Sınavlara hazırlanırken ve proje stresine girdiğim esnada çok garip bir şey oldu. Hayatım boyunca bazı özel anlar haricin de hiç dinlemediğim bir müzik tarzına giriş yaptım. Bu tarz birçoklarının aklıma bile gelmeyen Türk Sanat Müziği :D. Heralde bu gün dinlediğim kadar hayatım boyunca dinlememişimdir bu tarzı. Ama bu kadar değişik ve güzel bir havası olduğunu ilk defa fark ettim doğrusu. Sevgili arkadaşım Ahmet'in katkılarıyla da inşalla bu müzik tarzı hakkında düşünce ve bilgilerim artacak. Bu gün bana eşi benzeri olmayan güzellikte tavsiyeleriyle bu tarzda yeni olmama rağmen kaliteyi erken bulmama vesile olmuştur :D. Buradan da Ahmet'e teşekkür etmeyi bir borç bilirim :D. Bu gün hemen havasına kapıldığım eseri de sizlerle paylaşmak isterim. Hüner Çoşkuner'in seslendirdiği bu eserin adı "Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un". Sizler de dinlerken fark edeceksiniz aslında çok büyük bir eksik var bu eserlerin yanında. Ama buna rağmen sizi o şevke ve kıvama getiriyor zaten :D. Neyse ben bu eserler eşliğinde projeme devam ediyorum :D.Haydi kalın sağlıcakla :D
Dipnot: Belki izlemeyenler vardır diye koyuyorum. Yayınlanmayan bir yeni rakı reklamını paylaşmak istiyorum, tıklayınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder