Yine uykum gelmedi. Halbuki bu gün, diğer günlerden daha erken bir saatte uyandım. Erken kalkmamıın sebebi ise günlerden pazar olması. Kahvaltının hazırlanmış olması ve babamın elinde su dolu bir bardakla bana doğru yaklaşması sonucu, saati umursamadan yataktan fırladım. Gecenin bu saatinde nette amacsızca dolaşırken hiç bilmediğim insanların bloglarını ziyaret ettim. Yazılarını felan okudum. Hiç hevesim yok iken baya yazı okudum. Sonra geceyi kendimde bir yazı yazarak bitireyim bari dedim :D.28 Haziran 2010 Pazartesi
Öylesine
Selamlar,
Yine uykum gelmedi. Halbuki bu gün, diğer günlerden daha erken bir saatte uyandım. Erken kalkmamıın sebebi ise günlerden pazar olması. Kahvaltının hazırlanmış olması ve babamın elinde su dolu bir bardakla bana doğru yaklaşması sonucu, saati umursamadan yataktan fırladım. Gecenin bu saatinde nette amacsızca dolaşırken hiç bilmediğim insanların bloglarını ziyaret ettim. Yazılarını felan okudum. Hiç hevesim yok iken baya yazı okudum. Sonra geceyi kendimde bir yazı yazarak bitireyim bari dedim :D.
Yine uykum gelmedi. Halbuki bu gün, diğer günlerden daha erken bir saatte uyandım. Erken kalkmamıın sebebi ise günlerden pazar olması. Kahvaltının hazırlanmış olması ve babamın elinde su dolu bir bardakla bana doğru yaklaşması sonucu, saati umursamadan yataktan fırladım. Gecenin bu saatinde nette amacsızca dolaşırken hiç bilmediğim insanların bloglarını ziyaret ettim. Yazılarını felan okudum. Hiç hevesim yok iken baya yazı okudum. Sonra geceyi kendimde bir yazı yazarak bitireyim bari dedim :D.21 Haziran 2010 Pazartesi
Burası İstanbul kardeşş :D
Selamlar,
Ne zamadır yazmıyorum değil mi? Sınavlar, projeler derken hiç fırsatım olmadı. Tatil moduna da hemen girince buraları çok ihmal ettim :D. Tatil çok hareketli başladı benim için, Ankara'dan İzmir'e derken daha İzmir'e geldiğimi anlamadan Kuşadası'na bir çıkartma yaptım. Kuşadası'nda aylar süren deniz hasretliğime son verdim :D. Daha o tatlı serinliği hisseder hissetmez içimde bir heyecan oluştu. Bu heyecan, daha çok yüksek bir yerden aşağı inerken birden düzlüğe çıktığınızda özellikle karın bölgenizde tarif edemeyeceğiniz bir his oluşmasına benziyor. Kuşadası'ndan İzmir'e geri geldiğimde ise yine hiç bir şey anlamadan İstanbul yollarına düştüm :D.
Ne zamadır yazmıyorum değil mi? Sınavlar, projeler derken hiç fırsatım olmadı. Tatil moduna da hemen girince buraları çok ihmal ettim :D. Tatil çok hareketli başladı benim için, Ankara'dan İzmir'e derken daha İzmir'e geldiğimi anlamadan Kuşadası'na bir çıkartma yaptım. Kuşadası'nda aylar süren deniz hasretliğime son verdim :D. Daha o tatlı serinliği hisseder hissetmez içimde bir heyecan oluştu. Bu heyecan, daha çok yüksek bir yerden aşağı inerken birden düzlüğe çıktığınızda özellikle karın bölgenizde tarif edemeyeceğiniz bir his oluşmasına benziyor. Kuşadası'ndan İzmir'e geri geldiğimde ise yine hiç bir şey anlamadan İstanbul yollarına düştüm :D.9 Haziran 2010 Çarşamba
Tecrübe
Selamlar,
Çok isteksiz geçen final çalışmaları keyfimi kaçırıyor. Sadece 1 sınavımın kalmasına rağmen hiç rahat değilim. Üniversiteye başladığım ilk yıl "neden sınav olmak yerine proje vermiyoruz" isyanları ile geçmişti. Oysa ki 3 yılın ardından aklıma şu söz geldi, "dikkat et belki istediğin gerçekleşir". İşte bazen hiç bilmediğin bir durumun şu anki durumundan daha iyi olduğunu düşünmek gibi bir hataya düşebiliyoruz. Sanki her iki durumu da gerektiği kadar görme ve değerlendirme şansımız olmuş gibi. Hadi bunların hepsini geçtim, keşke sadece proje versek. Hem sınav olup hem de proje vermek, dönem içinde diğer haftaların sınav haftasından farksız geçmesine sebep oluyor. Neyse deneyim dediğimiz şey bu olsa gerek. Son 3 günde 2 proje yetiştirmenin tecrübeme tecrübe katacağından hiç kuşkum yok.
Sınavlara hazırlanırken ve proje stresine girdiğim esnada çok garip bir şey oldu. Hayatım boyunca bazı özel anlar haricin de hiç dinlemediğim bir müzik tarzına giriş yaptım. Bu tarz birçoklarının aklıma bile gelmeyen Türk Sanat Müziği :D. Heralde bu gün dinlediğim kadar hayatım boyunca dinlememişimdir bu tarzı. Ama bu kadar değişik ve güzel bir havası olduğunu ilk defa fark ettim doğrusu. Sevgili arkadaşım Ahmet'in katkılarıyla da inşalla bu müzik tarzı hakkında düşünce ve bilgilerim artacak. Bu gün bana eşi benzeri olmayan güzellikte tavsiyeleriyle bu tarzda yeni olmama rağmen kaliteyi erken bulmama vesile olmuştur :D. Buradan da Ahmet'e teşekkür etmeyi bir borç bilirim :D. Bu gün hemen havasına kapıldığım eseri de sizlerle paylaşmak isterim. Hüner Çoşkuner'in seslendirdiği bu eserin adı "Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un". Sizler de dinlerken fark edeceksiniz aslında çok büyük bir eksik var bu eserlerin yanında. Ama buna rağmen sizi o şevke ve kıvama getiriyor zaten :D. Neyse ben bu eserler eşliğinde projeme devam ediyorum :D.
Haydi kalın sağlıcakla :D
Dipnot: Belki izlemeyenler vardır diye koyuyorum. Yayınlanmayan bir yeni rakı reklamını paylaşmak istiyorum, tıklayınız.
Çok isteksiz geçen final çalışmaları keyfimi kaçırıyor. Sadece 1 sınavımın kalmasına rağmen hiç rahat değilim. Üniversiteye başladığım ilk yıl "neden sınav olmak yerine proje vermiyoruz" isyanları ile geçmişti. Oysa ki 3 yılın ardından aklıma şu söz geldi, "dikkat et belki istediğin gerçekleşir". İşte bazen hiç bilmediğin bir durumun şu anki durumundan daha iyi olduğunu düşünmek gibi bir hataya düşebiliyoruz. Sanki her iki durumu da gerektiği kadar görme ve değerlendirme şansımız olmuş gibi. Hadi bunların hepsini geçtim, keşke sadece proje versek. Hem sınav olup hem de proje vermek, dönem içinde diğer haftaların sınav haftasından farksız geçmesine sebep oluyor. Neyse deneyim dediğimiz şey bu olsa gerek. Son 3 günde 2 proje yetiştirmenin tecrübeme tecrübe katacağından hiç kuşkum yok.
Sınavlara hazırlanırken ve proje stresine girdiğim esnada çok garip bir şey oldu. Hayatım boyunca bazı özel anlar haricin de hiç dinlemediğim bir müzik tarzına giriş yaptım. Bu tarz birçoklarının aklıma bile gelmeyen Türk Sanat Müziği :D. Heralde bu gün dinlediğim kadar hayatım boyunca dinlememişimdir bu tarzı. Ama bu kadar değişik ve güzel bir havası olduğunu ilk defa fark ettim doğrusu. Sevgili arkadaşım Ahmet'in katkılarıyla da inşalla bu müzik tarzı hakkında düşünce ve bilgilerim artacak. Bu gün bana eşi benzeri olmayan güzellikte tavsiyeleriyle bu tarzda yeni olmama rağmen kaliteyi erken bulmama vesile olmuştur :D. Buradan da Ahmet'e teşekkür etmeyi bir borç bilirim :D. Bu gün hemen havasına kapıldığım eseri de sizlerle paylaşmak isterim. Hüner Çoşkuner'in seslendirdiği bu eserin adı "Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un". Sizler de dinlerken fark edeceksiniz aslında çok büyük bir eksik var bu eserlerin yanında. Ama buna rağmen sizi o şevke ve kıvama getiriyor zaten :D. Neyse ben bu eserler eşliğinde projeme devam ediyorum :D.Haydi kalın sağlıcakla :D
Dipnot: Belki izlemeyenler vardır diye koyuyorum. Yayınlanmayan bir yeni rakı reklamını paylaşmak istiyorum, tıklayınız.
1 Haziran 2010 Salı
Bir son mu yoksa bir başlangıç mı ?
Selamlar,
Çok yorucu ama bir o kadar da güzel bir hafta sonunu geride bıraktım. 98 yılından beri seyrettiğim Formula 1'i, ilk kez canlı seyrettim. İlk kez gittiğim bu canlı yarış, neden bu spora hayran olduğumu bir kez daha anlamamı sağladı. O sesler, benzin kokusu, lastik kokusu hepsi harikaydı. Hayatımın unutulmazlar kısmında yerini alan bir haftasonuydu kuşkusuz. Ama cuma gününden itibaren yollara düşmemle birlikte hiç bu kadar olay yaşamamıştım :D. Hepsi de ulaşım ile ilgiliydi. En başta İstanbul'a giderken daha bismillah bile demeden oldu. Hemen önümde oturan bayana, otobüs muavini sarkıntılık yapınca bayan haliyle çok sinirlendi ve 1 saate yakın bir süre otobüste gergin bir hava hakimdi. Bir diğeri ise cumartesi günü İstanbul Park'a giderken yaşandı. Bindiğim otobüs önce bozuldu daha sonra ise şoförün yolu bilmemesi nedeniyle yanlış yola girdi. Allahtan daha önceden piste giden yolcular yolu bildiklerinden yanlış yola girmemize rağmen piste gidebildik. Pazar günü işi bilen biri gibi duran şoför, meğersem süprizi sona saklamış :D. Sabiha Gökçen Havaalanı'na gittiğimizde hemen önümüzde olan gelen yolcu peronunu kaçırarak çıkmaz bir yola girdi. Yine yolcuların gayretleri sonucunda doğru yola girdik. Bu zor ulaşım şartları nedeniyle baya zahmetli geçen yolculuk, piste gelir gelmez unutuldu :D.
Çok yorucu ama bir o kadar da güzel bir hafta sonunu geride bıraktım. 98 yılından beri seyrettiğim Formula 1'i, ilk kez canlı seyrettim. İlk kez gittiğim bu canlı yarış, neden bu spora hayran olduğumu bir kez daha anlamamı sağladı. O sesler, benzin kokusu, lastik kokusu hepsi harikaydı. Hayatımın unutulmazlar kısmında yerini alan bir haftasonuydu kuşkusuz. Ama cuma gününden itibaren yollara düşmemle birlikte hiç bu kadar olay yaşamamıştım :D. Hepsi de ulaşım ile ilgiliydi. En başta İstanbul'a giderken daha bismillah bile demeden oldu. Hemen önümde oturan bayana, otobüs muavini sarkıntılık yapınca bayan haliyle çok sinirlendi ve 1 saate yakın bir süre otobüste gergin bir hava hakimdi. Bir diğeri ise cumartesi günü İstanbul Park'a giderken yaşandı. Bindiğim otobüs önce bozuldu daha sonra ise şoförün yolu bilmemesi nedeniyle yanlış yola girdi. Allahtan daha önceden piste giden yolcular yolu bildiklerinden yanlış yola girmemize rağmen piste gidebildik. Pazar günü işi bilen biri gibi duran şoför, meğersem süprizi sona saklamış :D. Sabiha Gökçen Havaalanı'na gittiğimizde hemen önümüzde olan gelen yolcu peronunu kaçırarak çıkmaz bir yola girdi. Yine yolcuların gayretleri sonucunda doğru yola girdik. Bu zor ulaşım şartları nedeniyle baya zahmetli geçen yolculuk, piste gelir gelmez unutuldu :D.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)