Saatin 5.30'u gösterdiği bu vakitte tekrar yazmaya karar verdim. Hiç uykum yok. Hope Sandoval'dan Bavarian Fruit Bread (tavsiye ederim) şarkısını çalan media playerıma bıraktım kendimi. Çook eskilere gittim. Daha okula bile başlamadığım vakitlere. Ne kadar güzeldi diye geçirdim içimden. Çocukluğumu tam anlamıyla yaşadığımı düşünürüm. İstediğim her şeyi yaptım diyebilirim. Domatesi ömrüm boyunca hiç sevmedim sırf bu yüzden bile neler yapmıştım neler. O zaman için en önemli aktivitelerimden bile vazgeçebiliyordum . Babaannemin "domateslerini yemezsen dışarı çıkmak yok" dediğinde bile hala yemek istemiyordum ve o gün evde kalıyordum.
Bisiklete binmeyi hep çok sevmişimdir. Bisikletimin sık sık bozulmasına rağmen sabah saat 6'da kalkıp, o bisikleti bir şekilde tamir edip, İzmir yazının bunaltıcı sıcağına kalmadan o serinlikte çıkıyordum. Ardından sabah 9'da kahvaltıyı yapıp dışarıda bir an önce günün ilk futbol maçını yapmak için sabırsızlanan çocukların arasına girmek.. Öğleden sonra ise günün en önemli aktivitelerinden biri yine, zamanımızın çizgi filmlerini aldığımız cipslerle topluca seyretmek. Sonra ise sıcaktan iyice bunaldığımız için su savaşları. Saat 6'ya doğru gelince mahallenin büyükleri ile birlikte tekrar maç yapmak. Şüphesiz ki bu günün en önemli aktivisiydi. Mahalle içinde sevgi ve saygının kazanıldığı en önemli yer. Akşam yemeğinden sonra da dışarıda akşamlara en güzel oyunlarla devam ederdik. Saklambaç, tombilibiç (o ne be derseniz hani küçük kare tuğlaları üst üste dizip bir topla yıkma oyunu), yakar top, istop (stop demenin çocukça versiyonu :D) gibi bir sürü oyun oynardık. Günlerimiz böyle daha bir sürü şey yapmakla geçerdi.
Şimdiki çocuklara baktığımda ise hayatlarının her yerinde sanal dünya var. Günümüzün şartlarının iyice insana güvensizlik verdiği bu dönemde anne babalar da çocuklarını içeriye kapatıyor. Bir kısmı doğru fakat dünya şartları ne zaman düzelmeye başladı ki! Hep kötüye gitmedi mi sanki şimdiye kadar. Bizi oyun oynarken kazandığımız gazoz kapakları ve meşeler (birçoğunuz misket yada bilye diye bilir :D) mutlu ederken, şimdikileri online oyunlarda yükselttikleri leveller sevindiriyor. Ama hiçbir level o tek bir gazoz kapağından veya meşeden daha büyük olamaz benim gözümde. Biz saat 6'da kanal D'de Tsubasa'yı izlemek için kalkardık oysa şimdi online oyunlardaki hasat, ganimet gibi bir sürü garip şeylerin zamanlarını kaçırmamak için kalkıyorlar. İnsanların kişiliklerinin oluşmaya başladığı en önemli evre olan çocukluğun her şeye rağmen tüm güzelliklerini yaşatmalıyız. Bu nasıl olacak bende bilmiyorum. Neyse bu gün duygusallaştım. :)Haydi kalın sağlıcakla :D


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder