Ne zamadır yazmıyorum değil mi? Sınavlar, projeler derken hiç fırsatım olmadı. Tatil moduna da hemen girince buraları çok ihmal ettim :D. Tatil çok hareketli başladı benim için, Ankara'dan İzmir'e derken daha İzmir'e geldiğimi anlamadan Kuşadası'na bir çıkartma yaptım. Kuşadası'nda aylar süren deniz hasretliğime son verdim :D. Daha o tatlı serinliği hisseder hissetmez içimde bir heyecan oluştu. Bu heyecan, daha çok yüksek bir yerden aşağı inerken birden düzlüğe çıktığınızda özellikle karın bölgenizde tarif edemeyeceğiniz bir his oluşmasına benziyor. Kuşadası'ndan İzmir'e geri geldiğimde ise yine hiç bir şey anlamadan İstanbul yollarına düştüm :D.
İstanbul, taşı toprağı altın olan şehir. Dünyanın merkezi olarak adlandırılan şehir :D. Kıtaları hem ayıran hem de birleştiren o kutsal şehir. Ama gelin görün ki bunlar benim için hiçbir anlam ifade etmiyor. İstanbul'u ben anlatacak olursam şu 4 günlük yaşadıklarımla(biliyorum çok kısa bi süre :D) çok daha başka konulara değinirim. Araba ile geldiğimiz için İstanbul'un güzelliklerinden ziyade en büyük sorunu ile karşı karşıya kaldık hep. Ayrıca plakanın da 35 olmasından dolayı hem trafikdeki diğer araçlar hem de trafikte cirit atan polislerden fazlasıyla nasibimizi aldık. Hayatımda bu güne kadar hiç bir polis beni durdurmamıştı. Fakat aynı gün içinde 2 kere durduruldum İstanbul'da. Durdurulma nedenlerim ise oldukça garip geldi. Sanki yurtdışından geldik ve geldiğimiz yer topyekün bize gıcık. Gerçi pek farkı da yok İzmir'i ve İzmirlileri bir çok kişi sevmez :D. Fakat polisin beni durduma nedeni de "İzmir'den niye geldin?" olunca ufak çaplı bir şok yaşadım :D.Önce polise ne desem bilemedim ama daha sonra gezmeye felan dedim. Bu diyalogdan sonra birden arabayı aramaya başladılar. Kendimi Amerika'da yaşayan zenciler gibi hissettim :D. Önce bu bana garip gelsede her zaman zenci olmak istemiştim bir anlık da olsa öyle hissetmek daha sonra beni mutlu etti :D. Her neyse o polisten kurtulduktan sonra daha yarım saat bile geçmeden başka bir polis gene durdurdu beni. Bu polisin durdurma nedeni ise neden sola sinyal vermişim ve daha sonra dönmemişim. Aslında cevap gayet basit, İstanbullu olmamam. Yolu bilmeyen herkesin düşeceği bir hata. Polise bu cevabı verdiğim de ise "öyleyse nereye gidiyosun bakalım" oldu. Ama daha sonra fark ettim ki Gazi Mahallesi'ne yaklaştığım için bu tarz bir muamele ile karşı karşıya kalmışım. Trafikdeki insanlar o kadar korkusuz ki anlatamam. Yani 4 gün içinde kaç tane kazadan döndüm sayamadım. Bu kadar kalabalık olmasının yanında sürdükleri arabaları kendi paralarıyla alıp almadıklarını merak eder oldum. Trafiğin genel hali olan durup-kalkma :D, İstanbul caddelerini bir çarşı havasına sokuyor. Şeritlerin aralarında gezen seyyar satıcılar yolları öyle bir havaya sokuyor ki sanki yaya yolunda ilerliyoruz :D. Bu kadar deneyimden sonra otomobille İstanbul'da gezilemiyeceğini anladım.
Ama hakkını da vereyim çok güzel bir şehir. Boğaz'ı, Kadıköy'ü, Eminönü'sü, Beşiktaş'ı, Gülhane Parkı, Sultan Ahmet'i daha bir sürü yeri görülesi yerlerdir. İstanbul kesinlikle bir metropol bunu anladım. Araba ile gezmek bir hataydı ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim, sadece gezmek insanı eğlendirir İstanbul'da, yaşamak değil. Yazımı Mavi'nin reklam sloganı ile bitiriyorum :D. Burası İstanbul kardeşşş :DHaydi kalın sağlıcakla :D
Olm süper yazıyon lan. Yılların blogcusuyum böyle yazı görmedim.
YanıtlaSilÇok teşekkür ediyorum Ahmnet :D.
YanıtlaSilistanbullara gelinmiş bizim haberimiz yok. yazıyorum he bunların hepsınıı hepsınıııı bır kenara...
YanıtlaSilKuziii :D bunu burada konuşmayalım. Msnden beter olur çünkü burası :D
YanıtlaSil